8 Aralık 2021 Çarşamba

Almanca Zamanlar (Geçmiş, Şimdiki, Geniş, Gelecek)

Almanca zamanlar toplamda 6 tanedir;

1. Geniş Zaman (Präsens)
2. Genişte Bitmiş (Präsens Perfekt)
3. Basit Geçmiş (Imperfekt/Präteritum)
4. Geçmişte Bitmiş (Plusquamperfekt)
5. Gelecek (Futur I) 
6. Gelecekte Bitmiş (Futur II)

Bu 6 zamanı daha kolay öğrenmek açısından gruplar halinde ayırabiliriz;

1. Geniş

Prasens

2. Geçmiş zaman grubu

Perfekt
Imperfekt/Präteritum
Plusquamperfekt

3. Gelecek

Futur 1
Futur 2

Gördüğünüz gibi, gruplandırma yaptığımızda Almanca zamanlar öğrenilmesi oldukça basit oluyor.

Şimdi, her bir zaman dilimini ele alalım.

Almanca zamanlar

Almanca Geniş Zaman

Almanca geniş zaman dilimi; her zaman, genellikle, sık sık yapılan eylemleri ya da oluşları ifade edebilmemiz için kullanabileceğimiz bir zaman dilimidir.

Örneğin; karşınızda bir kişi var ve o kişinin saçı sarı renkli. Bu kişi için “Şu kişinin saçı sarı renklidir.” şeklinde cümle kurarız.  Bu kurulan cümle “geniş zamanlı” bir cümledir.

Peki, o kişinin saçının sarı renkli olduğunu söylemek için neden geniş zaman diliminde cümle kurduk? çünkü; o kişinin saçı; siz onun saçlarını görmeden önce de sarıydı, şu an hala sarı ve gelecekte de muhtemelen hala sarı renkli olmaya devam edecek.

Almancada geniş zaman cümlesi nasıl kurulur?

Präsens (Basit Geniş Zaman)

Şahsa göre; -e, -st, -t, -en, -t, -en eklerinden birisi kullanılır.

Örneğin “machen” (yapmak) fiilini ele alalım.

Ich mache (yaparım)
Du machst (yaparsın)
Er/Sie/Es macht (yapar)

Wir machen (yaparız)
Ihr macht (yaparlar)
Sie machen (yaparsınız)

Sonuç: “machen” fiilinin mastar eki olan “-en” kaldırılarak, şahsa göre çekim ekleri eklenmiştir ve böylece geniş zamanda çekim yapılmıştır.

Almanca geniş zaman (Prasens)


Almanca Geçmiş Zaman

Almanca geçmiş zaman ikiye ayrılır.

1. Basit Geçmiş Zaman (Imperfekt ya da Präteritum)

Geçmişte olmuş, bitmiş eylemler ya da oluşları ifade etmek için bu zaman dilimi kullanılır.

Örneğin;

O, okula gitti.
Bilgisayarı kapattım.

Almanca geçmiş zaman cümlesi nasıl yapılır?

Fiilin mastar eki kaldırılır ve şahsa göre sırasıyla; -te, -test, -te, -ten, -tet, -ten eklerinden birisi gelir.

Örnekler;

Ich machte. (yaptım)
Du machtest. (yaptın)
Er/Sie/Es machte. (yaptı)

Wir machten. (yaptık)
Ihr machtet. (yaptılar)
Sie machten (yaptınız)

2. Genişte Bitmiş Zaman (Perfekt)

Bu da, tıpkı basit geçmiş zaman gibi, geçmişte bitmiş olan eylemler, oluşlar için kullanılır ama bu zaman diliminin farkı ise biten eylemin ya da oluşun etkisini vurgulamaktır.

Bu zaman diliminde cümle kurabilmek için; haben ya da sein fiilini (ana fiil hangisine uygunsa) yardımcı fiil olarak kullanırız. Ana fiil ise geçmiş zaman formunda kullanılır.

Burada iki önemli nokta var;
  1. Haben - sein, şahsa göre, geniş zamandaki gibi çekimlenir.
  2. Haben - sein fiilinin yardımcı olduğu ana fiil ise şahsa göre çekimlenmez. Sabit bir formu vardır ve o form, tüm şahıslar için geçerlidir.
Aşağıdaki Almanca geçmiş zaman örnekleri incelediğinizde zaten hem basit geçmiş ile geçmişte bitmiş zaman arasındaki farkı hem de genel olarak cümlelerin kurulma mantığını anlamış olacaksınız.

Sie lernte englisch.
(O, İngilizce öğrendi.)

Sie hat englisch gelernt.
(O, İngilizce öğrendi.)

Her iki cümleyi karşılaştıralım;
  • Her ikisi de aynı anlamı veriyor.
  • Birinci cümlenin kurulma amacı, “öğrenme” eyleminin geçmişte yapılmış ve bitmiş olduğunu ifade etmek; ikinci cümlenin kurulma amacı ise “öğrenme” eyleminin geçmişte yapılmış ve bitmiş olduğunu, bu yüzden dolayı da “öğrenme” eylemi sonucunda kazanılan “İngilizce konuşabilme” becerisinin etkisinin olduğunu vurgulamaktır.
  • İlk cümlede çekim, “geçmiş zaman eki” ekleme yolu ile yapılmış; ikinci cümlede ise haben fiilinin yardımcı fiil olarak kullanılarak, ana fiilin de geçmiş zamanlı hali kullanılarak yapılmış.

Sie kann Englisch sprechen, weil sie Englisch gelernt hat.
(O, İngilizce konuşabilir çünkü İngilizce öğrendi.)

Wir haben das Auto vor 1 Stunde repariert, also wird es jetzt wahrscheinlich funktionieren.
(Arabayı 1 saat önce tamir ettik, bu yüzden muhtemelen şimdi çalışacaktır.)

Gördüğünüz gibi bu cümlelerde geçmişte yapılmış olan bir eylemin, devam eden etkisi vurgulanıyor.

Almanca geçmiş zaman (imperfekt - prateritum)

3. Geçmişte Bitmiş Zaman (Plusquamperfekt)

Bu zaman diliminden pek bahsetmeyeceğim çünkü gündelik hayatta neredeyse hiç kullanılmaz. Genellikle Türkçedeki “-miş, -mış” ile biten kiplere denk gelir. Hikaye anlatımlarında ya da geçmişte yapılmış olan bir eylemden önce yapılmış olan diğer eylemi ifade etmek için kullanılır.

Almanca Gelecek Zaman

Futur 1 ve 2 olmak üzere ikiye ayrılır.

1. Futur 1 (Gelecek Zaman)

  • “werden” yardımcı fiili ile birlikte ana fiil mastar halde kullanılarak yapılır.
  • Şahsa göre sırasıyla; werde, wirst, wird, werden, werdet, werden
Ich werde gehen.
(Gideceğim.)

Er/Sie/Es wirst gehen.
(O, gidecek.)

2. Futur 2 (Gelecekte Bitmiş Zaman)

Gelecekte yapılacak eylemin, yapılacağı belirli bir zaman aralığını belirtmek için kullanılır.
  • Werden yardımcı fiili bu zamanda da kullanılır.
  • Fiilin türüne göre sein/haben yardımcı fiili kullanılır.
  • Ana fiil geçmiş zaman formunda kullanılır.

Wenn du nach Hause kommst, Ich werde weg gewesen sein.
(Sen eve geldiğinde, ben gitmiş olacağım.)

Almanca gelecek zaman (futur)

Almanca zamanlar konusunu olabildiğince açık ve net anlatmaya çalıştım. Umarım işinize yaramıştır.

3 Aralık 2021 Cuma

Akkusativ Nedir?

Akkusativ nedir en sade tanımı ile Almancada, isim türünden kelimelerin “i hali” olarak tanımlanan hale dönüşmesine, akkusativ denir.

akkusativ nedir

İsim türünden kelimeler derken, kastettiğim kelimeler; evrende varlığı söz konusu olan şeyleri “adlandırma görevi” üstlenmiş kelimelerdir.

Mesela “bardak” kelimesinin isim olup, olmadığını söyler misiniz?

Cevap basit; “bardak” kelimesi, evrende bulunan bir nesneyi “adlandırma” görevi üstlenmiş olduğundan dolayı, isimdir. Aynı şekilde insan, hayvan, ülke isimleri de yine isimlerdir.

Bu isim türünden kelimeleri cümle içerisinde kullanırız. Cümle içerisinde kullandığımızda ise şekil değiştirmeleri gerekebiliyor. 

Yani, isim türünden bir kelimeyi cümle içerisinde her kullandığımızda şekil değiştirmez, sadece gerekliyse şekil değiştirir.

İsim türünden bir kelimenin alabileceği dört farklı şekil vardır. Bu şekillere ismin halleri denir.

Bunlar;

normal hali (nominativ)
-i hali (akkusativ)
-e hali (dativ)
-nin/-nın hali (genetiv)

İsim türünden bir kelimeyi, cümle içerisinde kullandığımızda, ya normal halde kullanırız ya da yukarıda sıralandırmış olduğum diğer üç halden birisine dönüşür. Bu durum hem Türkçe hem de Almanca için geçerlidir.

Örneğin “der Garten” (bahçe) kelimesini ele alalım. Bu kelimeyi bir cümle içerisinde kullanalım. Göreceksiniz ki bu kelimenin hem Almancası hem de Türkçesi hal değiştirmiş olacaktır.

Ich sehe den Garten.
(Bahçeyi görüyorum.)

Yukarıdaki cümleye bakalım. Cümlenin Almancasında “der” artikelinin “den” şeklini almış olduğunu görmekteyiz. İşte bu, bize o kelimenin akkusativ hale, yani i haline dönüştüğünü göstermektir.

Cümlenin Türkçesine baktığımızda ise “bahçe” kelimesinin “bahçeyi” şeklini almış olduğunu görmekteyiz. Bu da, bize o kelimenin Türkçedeki i halini göstermektedir.

Öyleyse kural şu dur; Almancada, isim türünden bir kelimenin akkusative dönüştüğünü artikelinden anlarız.

Fakat bu kural, sadece artikeli “der” olan kelimeler için geçerlidir. Bildiğiniz gibi Almancada kelimeler cinsiyete göre ayrılmaktadır.

Üç farklı grup var; kadın, erkek ve cinsiyetsiz grup. Kadın cinsiyetine ait olanlar “die”, erkekler “der”, cinciyetsiz “das” artikelini alır.

der artikeli “den” şeklini alsa da,
die ve das artikelleri aynı kalmaktadır.

Örnek;

Ich sehe das Buch.
(Kitabı görüyorum.)

Bu cümlede “das Buch” (kitap) kitabı, aslında i halindedir ama artikel değişim göstermediği için sanki normal haldeymiş gibi görünüyor.

Bu gibi cümlelerde çeviri yaparken fiile bakmalıyız. Eğer fiil, akkusative dönüştürücü bir etkiye sahipse (ki Almancadaki fiillerin büyük bir kısmı bu etkiye sahiptir), o kelimenin akkusativ halde olduğunu kolayca anlarız.

Sonuç olarak; akkusativ nedir sorusuna verebileceğim en kısa ve öz yanıt; ismin i halidir. Bu konu ile ilgili bilmeniz gereken en önemli şey ise sadece der artikelinin den şeklini aldığıdır. Diğer iki artikel die, das ise şekil olarak aynı kalmaktadır ama anlam olarak tabii ki değişim göstermektedir.

Dikkat etmeniz gereken bir diğer konu da, cümlenin fiilinin cümlede kullanılmış olan isim türünden kelimeyi etkileyip etkilemediğidir. Çünkü eğer etkilememiş ise bu durumda o isim türünden kelime nominativ yani normal halde kalmıştır.

Çok basit bir örnek ile bu durumu daha net anlaşılır hale getireyim;

Bu örnek cümlede kullanacağımız isim türünden kelime şu olsun; der Schlüssel (anahtar)
Kullanacağımız fiil ise şu; nehmen (almak)

Cümlemizi kuralım;

Ich nehme den Schlüssel zurück.
(Anahtarımı geri alıyorum.)

Şimdi bu cümlede şuna dikkat;

  1. der, den olmuş yani isim Schlüssel kelimesi i haline dönüşmüştür.
  2. “nehmen” fiili, ismi doğrudan etkileyip, dönüştürmüştür.

Başka bir cümle kuralım;

Dies ist der Schlüssel, den ich nehmen werde.
(Bu, alacağım anahtardır.)

Bu cümlede;

  1. İsim normal haldedir çünkü fiil, o ismi doğrudan etkilememiştir.
  2. Yan cümleciğin başındaki “den” ise “ilgi zamiri” görevini üstlenerek, “Schlüssel” kelimesini temsil etmektedir ve “nehmen” fiili, bu kelimeyi doğrudan etkilediği için “der” olması gerekirken “den” şekline dönüştürmüştür.

Bu yazıda akkusativ nedir olabildiğince açık anlatmaya gayret ettim. Umarım anlatabilmişimdir. Eğer anlamadığınız bir ayrıntı olursa aşağıdaki yorum formundan bana sormaktan çekinmeyin.

Akkusativ cümle örnekleri

Akkusativ cümle örnekleri Türkçe anlamları ile birlikte aşağıda bulabilirsiniz. 


Ich sehe den Nachbarn jeden Tag.
(Komşumu her gün görüyorum.)

Ich besuche den historischen Ort.
(Tarihi yeri ziyaret ediyorum.)

Akkusativ cümle örnekleri


Ich habe den Namen des Liedes vergessen.
(Şarkının adını unuttum.)

Ich höre das Lied jeden Tag.
(Bu şarkıyı her gün dinliyorum.)

Ich esse oft die Schokoladenpizza.
(Bu çikolatalı pizzayı sık sık yerim.)

Ich werde das Land besuchen, in dem ich geboren wurde.
(Doğduğum ülkeyi ziyaret edeceğim.)

2 Aralık 2021 Perşembe

Almanca öğrenmek istiyorum nasıl öğrenebilirim [ÇÖZÜLDÜ]

Almanca öğrenmek istiyorum nasıl öğrenebilirim diye soruyorsanız şu an doğru bir yerde olduğunuzu söylemek istiyorum. Ben, bir Almanca öğretmeni olarak, sizlere bu dili olabildiğince net ve hızlı bir şekilde öğretme gayreti içerisindeyim.

Peki, şimdi ne yapmanız gerekiyor?

Sizlere birkaç tavsiye sıralandıracağım. Yapmanızı istediğim tek şey, sıralandıracağım bu tavsiyelere uymak.

Almanca öğrenmek için kaynaklar

Öncelikle kaynakları bulmalı ve doğru bir şekilde değerlendirmelisiniz. "kaynak" dediğim şey, bu dili öğrenmenizi sağlayacak bilgileri size aktaracak bilgi merkezidir.

Mesela şu an, bu yazıyı okumakta olduğunuz bu blog sitesi, bir kaynaktır. Ben bu blog sitesini oluşturdum ve sizlere bilgi aktarımında bulunuyorum.

Sizler, hem benim blog sitemi hem de internetteki diğer siteleri de kaynak olarak kullanabilirsiniz. Kaynak kullanım şekli ise önemlidir.

Dil öğrenim sürecini toplamda dört kola ayırabiliriz;
  1. Dilbilgisi
  2. Dinleme - Anlama
  3. Telaffuz (Konuşma)
  4. Yazma
Bulduğunuz ya da yararlandığınız kaynakları bu kollara göre gruplandırmalı ve öğrenme sürecinizi de bu kollara göre yönetmelisiniz.

Kaynaklar nasıl kullanılmalı?

Almanca öğrenmek istiyorum dediniz ve sizlere verdiğim tavsiye doğrultusunda kaynaklar buldunuz diyelim. Peki bu kaynakları nasıl kullanmalısınız.

Şöyle ki; kaynakları dengeli bir şekilde kullanmak önemlidir.

Mesela, en temel dil bilgisi konusuna başladığınızda aynı zamanda en temel seviye (yani A1) kabul görmüş kelimeleri de öğrenmelisiniz.

Bu temel seviye kelimeleri öğrenirken, bir diğer yandan kelimeleri dinlemeli ve aynı şekilde telaffuz etmelisiniz.

Tüm bu çalışmaları yaparken "yazma" pratiği de yapmalısınız.

İşte tüm bu süreci "aynı anda", dengeli bir şekilde sürdürdüğünüzde; yukarıda sıralandırdığım dört koldan yabancı dil öğrenme gereksinimini sağlamış olursunuz. Bu sayede bir dili her yönden kusursuz bir şekilde öğrenmiş olursunuz.

Fakat "süreklilik" son derece önemli bir konudur. Eğer Almanca öğrenmek istiyorum diyorsanız, öğrenme sürecini aksatmadan sürdürmeniz gerekiyor. 

İster bir eğitim kurumunda bu dili öğreniyor olun, isterseniz de evde kendi kendinize öğreniyor olun; eğer süreklilik sağlamazsanız öğreniminiz sekteye uğrar, çok yavaşlar, durma noktasına gelir hatta bir süre sonra ise gerilemeye başlar. Çünkü yabancı dil, tekrar edilmediğinde unutulmaya başlanan bir şeydir.

Akkusativ alan fiiller

Almanca akkusativ alan fiiller ve edatları bilmek, hem cümle kurarken hem de kurulmuş bir cümleyi Türkçeye çevirirken işinize yarayacaktır.


Almanca akkusativ alan fiiller

Aşağıda bu fiillerin listesini bulabilirsiniz.

besuchen : ziyaret etmek
vergessen : unutmak
betreten : girmek
besteigen : tırmanmak
haben : sahip olmak
fragen : sormak
sehen : görmek
treffen : rastlamak
hören : dinlemek
lernen : öğrenmek
kennen : tanımak
loben : övmek
essen : yemek
nehmen : almak
machen : yapmak
schliessen : kapatmak
möchten : istemek
wiederholen : tekrarlamak
küssen : öpmek
zeigen : göstermek
rufen : çağırmak
anrufen : aramak
suchen : aramak
finden : bulmak
kaufen : satın almak
grüssen : selamlamak
tragen : taşımak
öffnen : açmak
verlieren : kaybetmek
gewinnen : kazanmak
lieben : sevmek

Almancada fiillerin çoğu i haline dönüştürücü etkiye sahiptir. Bu nedenle bu fiilleri öğrenmek yerine dativ alan fiiller listesindeki fiilleri öğrenmek daha mantıklıdır çünkü dativ alanlar dışındaki diğer tüm fiiller akkusativ alır (yapar).

Bu fiiller ilgili bilmeniz gereken en önemli şey şu dur; eğer cümlenin yüklemi akkusativ alan fiillerden birisiyse; bu, cümledeki tüm isim türünden kelimelerin akkusativ hale dönüşeceği anlamına gelmez. 

Eğer fiil, kullanıldığı cümledeki isim türünden kelimeyi doğrudan etkiliyorsa dönüşüm meydana gelir eğer doğrudan etkileme durumu söz konusu değilse, dönüşüm gerçekleşmez.

Bu durumu, örnek ile daha net anlayalım.

Fiilimiz "sehen", isim türünden kelimemiz ise“der Tisch” olsun. Bu kelimeleri kullanarak, cümle kuralım;

Ich sehe den Tisch.
(Masayı görüyorum.)

Şimdi bu cümlede şuna dikkat ediyoruz; der > den olmuş, yani dönüşüm gerçekleşmiş. Peki neden? Bunun cevabı için fiile bakıyoruz. Fiil, akkusativ alan fiiller listesinde yer alan fiillerden birisi ve de der Tisch kelimesine doğrudan etki etmiş. İşte bu yüzden dönüşüm meydana gelmiş.

Başka bir örnek;

Der Tisch ist da wo jeder sehen kann.
(Masa, herkesin görebileceği bir yerdedir.)

Bu cümlede ise sehen fiili, der Tisch kelimesini etkilemediği için, kelime yalın halde kalmıştır.

Sonuç olarak; bir cümleyi Türkçeye çevirirken ya da genel olarak incelerken, o cümlede geçen isim soylu kelimenin durumunu, kullanılan fiilin etkileyip etkilememe durumunu göz önünde bulundurmak gerekiyor.